Ana içeriğe atla

Kayıtlar

DÜKKÂN MEKTUPLARI - 23 / Ahmet Doğan İlbey

BİR HOCAM’A DÜKKÂNNÂME
Bir Hocama Dükkânnâme, Peygamber Efendimiz’in “Sevdiklerinize sevginizi izhar ediniz” hadisinden ilhamla, mâsivadan arınmış bir yüreğin hüzün dolu nidâlarını, Bir Hocam’ın yârenlik ve hasbihallerine doymak bilmez bir muhabbeti, ârif ve âlim vasıflarıyla bânisi oldukları Fikir ve Gönül Dükkânı’nı anlatır. Âhir ömrümde yazmak istediğim “Bir Hüzünkârın Ömür Defteri” nin dibâcesi ve dağları eritecek, suları yakacak bir samimiyetin kelimelere dökülmüş dostnâmesidir.
İkinci hayatım Bir Hocam’la başladı. Gençliğini “kırık ayak adamı” olarak yaşamış bir fânî iken, Bir Hocam’ın fikirli ve mânevî sohbetleriyle eski, yâni câhiliye hayatımı terk etmiş, kafası ilme ve irfana susamış iki tarafı kesen bıçak gibi olmuştum. Büyük kalp dostluğumun kahramanları Bir Hocam’la, gönlümde ve zihniyetimde inkılâp yapan hayırlı sohbetlerinde tanışmamış olsaydım kalp âfetlerine uğrar, kötü yollara düşer, bedbaht olurdum. Beyâzid-i Bistâmi Hz.lerinin “Kimin üstadı yoksa şeytan ona üstad olur…
En son yayınlar

DÜKKÂN MEKTUPLARI-22 / Hasan KEKLİKÇİ

Semerci Dükkânı
Ulu Camiden, Kıbrıs Meydanı’na kadar aynı caddede yanı yanına dizilmiş olan dükkânların; birkaç telefoncu ve bir iki giyim kuşam dükkânını saymazsak hepsinin yiyecekci dükkânı olduğunu ilk defa fark ettim Emmi. Mayıs ayının henüz başları olmasına rağmen, mayıstan beklenmedik bir sıcak vardı çarşıda. Bu beklenmedik sıcağa; paçacı, kebapçı, dönerci, tatlıcı, çörekçi dükkânlarının yaydığı ve şekerci dükkânlarının leblebi veya çekirdek kavurma makinelerinden çıkan kokular, dükkânların önünde bağırarak müşteri çağıran insanların ve caddeden geçmekte olan arabaların gürültüsü de eklenince, çarşı bir demlik çekilmez olmuştu.
Anlattığım gün Ramazanın üçüncü günü ikindiüstüydü Emmi. Çarşıda dolaşan insanların bir grubu birbirine benziyordu; suratları buruşuk, adımları yavaş, baktıkları yere anlamamış gibi uzun uzun bakıyorlardı. Arada anlamsız bir şekilde tebessüm edenler de vardı. Hülasa oruç tuttukları her hallerinden belli oluyordu bunların. Diğer grubu anlatmaya gerek yok; b…

DÜKKÂN MEKTUPLARI-21

Gönül dostlarıyla Somuncu Baba Hazretlerini ziyaret 
Gönül dostlarım fakîrin bir şehir münzevisi olduğunu bilirler. Biraz sağlık, biraz mistik mizacım sebebiyle Fikir ve Gönül Dükkânı’ndan, mağaramdan, yâni fildişi kulemden mecbur kalmadıkça çıkmam. Dolayısıyla şehir dışına seyahatim nadirattandır. Mücavir saham mağaramın çevresindeki birkaç mahalledir.
Fakîrin haddi değil Evliya Çelebi üstadın seyahatine imrenmek. Seyahat nasibim o zat gibi açık değil. Ehlinin bildiği hâdisedir. Evliya Çelebi rüyâsında Ahî Çelebi Câmii’nde kalabalık bir cemaat arasında Resûller Resûlü Peygamber Efendimizi görmüş. Huzuruna varınca; “Şefâat yâ Resûlallah!” diyecekken, heyecanla; “Seyâhat yâ Resûlallah!” demiş. Efendimiz Aleyhisselâtüvesselâmda tebessüm ederek ona hem şefâatini müjdelemiş, hem de seyahat ihsan buyurmuşlar. Orada bulunan Sa’d bin Ebû Vakkas Hazretleri de gezdiği yerleri ve gördüklerini yazmasını tavsiye etmiş. Bunun üzerine cezbeye kapılarak, “Müslümanları kendisine itaat şerefiyle şerefl…

DÜKKÂN MEKTUPLARI-20 / Mehmet MUHARREMOĞLU

Hastayım Hakim Bey Affımı Talep Ederim *
Muhterem Hakim Bey’e ve Doktor’a…
Yaralandık Ahmet abi. Yaramız gün geçtikçe derinleşiyor. Buradan geçen atlıların yaramıza baktığı da yok. At gözlüğünü atlara takmıyorlar artık Ahmet Abi. Atlılar kendisi takıyor at gözlüğünü: Adı oluyor sanal gözlük.
Hepimiz sanal gözlük takıyoruz. Yedisinden yetmişine her birimizin elinde birer sanal gözlük. İngilizcesini söylemek de havalı. İngilizcesinin baş harfleriyle satılır internette: VR yani virtual reality.  Savaş Hocamın ifadesiyle “doğru yalan”. Savaş Hocam yıllar öncesinden bu günleri görmüş sanki. Gerçekmiş gibi, hem de üç boyutlu ama sanal, yani kuyruklu yalan.  Kimse kimsenin halini sormaz oldu. Daha doğrusu dakika başı soruyoruz. Ama sanal. Komşu komşunun külüne muhtaçken malına sahip çıkmayanlar komşusunu hırsız eder oldu. “Bugün buldum bugün yerim, hak kerimdir yarına/ Rızkımı veren Huda’dır kula minnet eylemem” diyen kaldı mı Türk Müslüman ülkesinde? Ki büyükler “bunu Bağdat’ın Basra’nın köpekl…

DÜKKÂN MEKTUPLARI-19 / Hasan EJDERHA

Murat Gilin Ora...

Birkaç kuş cumartesi günleri baraj kıyısının tam olarak göründüğü devasa bir çam ağacının dalına sıralanıp, gün boyu oradan ayrılmıyor. Aynı kuşlar, haftanın diğer günleri de aynı yere gelip, kıyıya bakıp bakıp, orman içinde kayboluyorlardı.
Muzaffer Hocamın bir balıkçı ekibi, bir de yazar-çizer ve fikircileri var... Nerdeyse her cumartesi Klavuzlu Barajı kıyısına balığa gidilir... Diğer balıkçıların ve piknikçilerin pek uğramadığı; yukarıda bahsi geçen kuşların kondukları daldan tam olarak görünen, sapa bir kıyıyı mekân tutmuş hocamın balıkçıları. Hocamın reisliğinde: Yunus BARMAN (Balık tutamasa da…) Dr Mehmet CERAN, Tayfun GÖKTÜRK, Mehmet YAŞAR, Enver ÇAPAR, Hacı Ahmet ERALP, birkaç senede bir de olsa Hasan KEKLİKÇİ, Somali’nin Anadolu Yöresinden diye kendisini takdim eden ve Ahmet Doğan İlbey’in tabiri ile Ümmetin numunesi Mahmut Muhammet Şeyh Ali, ara sıra Gaziantep’ten motosikleti ile gelerek balıkçılara katılan Seyfettin ALBAYRAM, Güccük Doktor İsmail SAĞIR, Mu…